Dr. Sait Halil


İçeriğe git

Düşük Tehdidi


DÜŞÜK TEHDİDİ NEDİR?

Gebeliğin ilk yarısında (20. Haftadan önce) kanama ya da kanlı akıntı olması durumudur. Yalnız düşük tehdidi diyebilmek için kanama rahimden gelmelidir. Çünkü bu dönemde hemoroid, idrar yolları veya rahim ağzı (polip, iltihap, yara) kaynaklı olabilir. Yine erken dönem kanamalara yol açan dış gebelik, mol (üzüm) gebeliği de dışlanmalıdır.
Bu nedenle “düşük tehdidi” tanısını hemen koymadan tam bir jinekolojik ve genital muayene ihmal edilmemelidir. Düşük tehdidi tanısı koyabilmek için jinekolojik muayenede rahim ağzının kapalı olduğu gözlenmelidir. Eğer bebek varsa kalp atışları görülebilmeli veya henüz embriyonun bile görülemediği erken gebelik haftalarında ise uterus içinde gebelik kesesinin düzgün yapısının devam ettiği gözlenmelidir.
Düşük tehdidinde kanama genellikle ağrısızdır. Bu düşük tehdidinin tipk bulgularından biridir. Rahim ağzında da açılma görülmez.

SIK GÖRÜLEN BİR SORUN MU?

ilk 3 aylık dönemde vajinal kanama görülmesi çok sık karşılaşılan bir durumdur. Düşük tehdidi tüm gebeliklerin %20-25'inde görülen ve özellikle erken gebelik haftalarında %40-50 düşükle sonuçlanan bir durumdur. Düşük tehdidi kanaması genellikle hafiftir ancak günler hatta haftalar sürebilir. Kanama miktarı arttıkça düşük tehdididin düşükle sonuçlanma riski de artar.


TANI NASIL KONULUR?

Gebelik testi pozitif olan ya da gebe olduğu kesin olarak bilinen bir kadında kanama ortaya çıktığında bu acil bir durumdur ve hastanın zaman kaybetmeden değerlendirilmesi gerekir.Önce kanama şikayeti ile gelen hastanın gebe olduğu kanıtlanır. Gebeliğin erken döneminde düşüğü tetikler diye jinekolojik muayeneden çekinilir. Ancak vaginal muayenenin veya ultrasonografinin düşüğü tetiklediğini gösteren bilimsel kanıt yoktur. O nedenle spekulum muayenesi yapılır ve vajina veya rahim ağzı kaynaklı sorunlar dışlanır ve varsa tedavi edilirler.

Vaginal ultrasonografi gebeliğin ilk 8 haftasında çok aydınlatıcı bilgi verir. Erken dönemde karından ultrason yapmak net bulgular vermeyebilir. Burada önemli olan rahim ağzında bir açılma olmamasıdır. Daha önce de belirttiğimiz gibi kanama ile birlikte ağrı olmaması tipik bir bulgudur.

KANAMANIN MİKTARI FAZLA MIDIR?
Kanamanın miktarı genelde çok fazla değildir. Düşük tehdidi kanaması genellikle hafiftir. Rengi parlak kırmızıdan koyu kahverengiye kadar değişebilir. Kanamanın renginin kırmızı olması aktif taze bir kanamayı düşündürüken, koyu renkli kanamalar daha erken dönemde olmuş ve büyük olasıkla kesilmiş olan kanamaların belirtisi olarak kabul edilir.

DÜŞÜK TEHDİDİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Tedavi kanamanın şiddetine göre planlanır. Hafif kanamalarda istirahat ve bol sıvı alımı yeterli olurken daha aktif kanamalarda hastanede yatış ve tam yatak istirhati ve ilaç tedavileri uygulanır. Düşük tehdidi tanısı konduğunda cinsel ilişki uterusta kasılmalara yolaçtığından yasaklanır.
Hafif koyu renkli kanama varlığında ağır fiziksel aktivite kısıtlaması genelde yeterli olur. Hasta işinden izin almalı ve tamamen kesilene kadar çalışmaya ara vermelidir. Yemek ve tuvalete gitmek dışında yataktan pek fazla çıkmamak uygun bir yaklaşım olacaktır.
Kanamanın daha şiddetli olduğu durumlarda ise kesin yatak istirahati gereklidir.
Bebeğin kesesinin arkasında kan toplanması olan kadınlarda istirahat faydalı olur. Bu durumda hastaneye yatmak daha uygun olur. Hasta yemek yemek ve tuvalate gitmek için dahi yataktan çıkmaz. Tüm ihtiyaçlarını yatakta giderir.
İstirahat dışında en önemli husus bol sıvı tüketilmesisidr. Susuzluk durumunda beyinden su tutucu hormon salgılanır. Beyindeki bu hormonun salgılandığı bölge rahmi kasan oksitosin denilen hormonun salındıüğı yere çok yakındır ve sinirsel uyarı bu bölgeden bu hormonun salgılanmasına yol açar. Sıvı kaybı durumlarında rahmin kasılmasının nedeni bu mekanizma ile açıklanır.
İlaç tedavileri de bu dönemde uygulanır. Erken dönem gebelikte gebelik devamı için gerekli olan progesteron hormonunun yapımında sıkıntılar olabilir. Özellikle plasenta (bebeğin eşi) gelişene kadar yumurtalık yeterli progesteron üretemeyebilir. Bu nedenle doğal progesteronlar tercih edilebilir. Doğal progesteron üç yolla kullanılabilir. Ağızdan tablet olarak, vaginal yoldan tablet veya jel şeklinde ve kas içine yapılan enjeksiyonlar olarak.


HORMON TEDAVİSİ DÜŞÜĞÜ ENGELLER Mİ?
Progesteron tedavisinin düşüğü önlemede etkili olduğu iki durum vardır. Progesteron hormonu, özellikle erken dönemde yumurtalıktan plasentaya üretim görevinin geçişi sırasında yaşanan progesteron üretim yetersizliklerine bağlı kanamlarda oldukça etkili olur. Diğer durum ise tüp bebek tedavileri olan hastalardır. Bunlara rutin progesteron tedavisi önerilir.
Bunun dışında progesteronun düşüğü önlediğini söylemek yanlış olur. Zaten kromozom yapısı normal olan ve kalp atımları başlamış olan bir gebeliğin erken dönem kanamaya rağmen kaybedilme riski düşüktür.
Düşüklerin önemli bir kısmı rahme yerleşen embryonun genetik yapısının bozuk olmasından kaynaklanır.Böyle bir embriyo çoğu zaman hayatla bağdaşmayacak anormallikler taşıdığından doğa tarafından elimine edilmektedir. Erken dönem kanamalar özellikle kromozom bozukluklarına bağlı ise zaten çoğu zaman düşükle sonuçlanacaktır. Sorun problemli bir gebeliği hormon tedavileri ile zorla ilerletmeye çalışmaktır. Bu nedenle bu tür hastaların gebelikleri çok özenle takip edilmelidir.



İçeriğe geri dön | Ana menuya dön